Moonlight (Ay Işığı) İnceleme / Eleştiri

89. Akademi Ödüllerinde yani Oscar’da 8 dalda birden adaylığı olan bir film Moonlight. Ayrıca Altın Küre’de En İyi Film Ödülü de kaldırmıştır.

Özellikle 89.Oscar için en iyi film ve en iyi yönetmen dallarının en güçlü adaylarından birisi diyebiliriz. Barry Jenkins imzalı filmimiz Tarell Alvin McCraney’nin “In Moonlight Black Boys Look Blue” isimli kitabının sinemaya uyarlamasıdır.

Yapımın oyuncu kadrosuna bakarsak “Mahershala Ali”, “Naomie Harris”, “Janelle Monae” gibi isimleri görmem mümkün. Filmde Chiron karakterinin çocukluktan yetişkinliğe kadar olan dönemde yüzleşmek zorunda kaldığı kimlik buhranına odaklanıyoruz.

Eğer filmi izlemediyseniz buradan sonra okuyacaklarınız film hakkında sürpriz bozan detayları içerir. Bu yüzden filmi izledikten sonra diğer yazılanları okumanızda fayda görüyoruz.

Filmin posterindeki bir detayla başlayalım ilk olarak. Posterde Chiron’un suratının 3 farklı halini görüyoruz aynı anda. Filmde zaten bunun üzerine kuruyor kendisini yani 3 farklı zaman çevresi 3 farklı Chiron izliyoruz. Yapım tüm anlatımını güzel epizorlara bölerek Little, Chiron ve Black ekseninde değişik evreleri irdeliyor. Little (Alex Hibbert) göründüğü ilk sahnede yani açılış sahnesinde, filmin bu ana karakterini birilerinden kaçmaya çalışırken görüyoruz. Bu kovalamacının sonunda kuytu bir eve girip saklanmaya çalışa Little’ı sonraları ona yardımcı olacak olan Juan (Mahershala Ali) bulur. Bu gördüğümüz açılış sahnesi film için oldukça değerlidir çünkü gerçekte yapımın tam geneline yayılacak olan mesajın seyirciye en doğru biçimde aktarıldığı andır. Little, bu değersiz erkek grubu tarafından sürekli olarak peşine düşülecek ya da kısrıtırılacak, Karakterimiz film boyunca hem birebir hemde toplumsal cinsiyet değerleri aralığı ile mücadele olacaktır. Zira Little diğerlerinden farklıdır ve bunu hissettikçe ve etrafı tarafından dışlandıkça o tenha eve yani kendi içsel evrenine geri kaçacaktır. Fakat onu o tenha yerden çıkarak olan kişi, onu olduğu gibi seven ve neredeyse bir baba olarak gördüğü Juan’dır.

Yapımın anlatmaya çalıştığı Little parçası, eserin en iyi irdelenmesi gereken bölüm olarak görülebilir. Zira karakterimiz büyümeye başladıkça bir değişim geçirecek ve kimlik arayışı, hissettiği bu kimliği gizlemesi ufaklığına kadar giden travmaların da etkisiyle şekillenir. Little’nin annesi tam olarak bir uyuşturucu müptelasıdır ve yapımda bir babadan hiç bahsedilmez. Aslında annesi ona karşı sevgi dolu ve iyilik içerisinde olsa da uyuşturucunun etkisine girdiği zamanlarda ona gaddar davranabilir. Chiron’un biraz büyümüş olsa da görmeye devam ettiği, diğer bir adamla birlikte olan annesinin yatak odasından yansıyan kırımızı ışık ürkütücü bir görsellikle Chiron’u fırçaladığı zamanın rüyası bir baba karakterinin noksanlığı sonrası, annesini başka bir adamla paylaşmanın yarattığı psikolojik gerilim bilinç dışı bir projeksiyonu olarak anlamlandırılabilir. Bu süreçte Little, Juan ile bir babanın boşluğunu doldurmaya çalışır. İşte bu noktada yapımın yaptığı sinematografinin en önemli ayağı olan ay ışığının maviliği, Little ile Juan’ın gerçekleştirdiği bir diyaloga dayanır. Juan Little’a ufakken bir gece ay ışığının altında koşturduğunu ve bir yaşlı teyzenin ona “Blue(Mavi)” diye seslendiğini söyler ve devam eder “çünkü siyahi çocuklar ay ışığında mavi gözükür.”

Little’ın yaşı yavaş yavaş ilerledikçe anlatı tarafından Chiron (Ashton Sanders) olarak betimlediği zamanda artık Juan’ı yitirmiş ve tek başına kalmıştır. Fakat Juan’ın ona öğrettikleri yapımın tamamına neredeyse su imajı olarak yansıma yapar. Bu eşikte Chirong gittikçe daha da müptela olan ve günler geçtikçe zayıflayan annesi ile yüksek dozda çatışma haline girer. Chiron’un annesinin neredeyse tek fikri uyuşturucu olmuştur. Karakterimiz ise bu süreçte kendi eğilimlerini keşfetme aşamasına girişir. “katı” olamayanın her hangi bir topluluk tarafından kabul görmediği hatta dışlandığı düzende Chiron yeteri kadar sert birisi değildir. Eş cinsel hisleri de arkadaşı ile yakınlaşmasının hemen ardından bir tecrübeye dönüştürür ve Chiron’ın saklamaya çalıştığı bu kimliği ilk kez ulu orta olmaya başlar. Yapımın anlatılan bu parçasında karakterimiz ilk kez Chiron olur, diğer bir deyişle ilk kez kendisi olur.

Yönetmenimiz Jenkins bu noktada sıradan hikaye anlatı tarzından da bildiğimiz üzere olayları bir kırılmaya götürme noktasındadır. Karakterin ilk olarak ortaya çıktığı nokta ile yapımın sonuna kadar geçireceği dönüşümler için öğrenilmesi gereken dersler, verilmesi gereken bedeller olacaktır. Fakat bu kırılma bölümünü ince ince dokuyan Moonlight’ta kimsenin beklemediği bir hız yaşanarak olaylar çok ani gelişir. İlk cinsel tecrübesini aldığı arkadaşının bir iddia üzerine Chiron’u şiddete maruz bırakması filmi biraz inandırıcılıktan ve gerçeklikten koparma noktasına taşır. Bu kırılma anı sonrasında Chiron’un yaşamı topyekun bir değişime uğrar.

Chiron giriği hapishaneden Black (Trevante Rhodes) karakteri ile geri çıkar. Yapımın ana karakteri artık net olarak yaşadığı değişimin son aşamasına girer. Chiron o farklılığını gösteren mavi yansımasını Black’e dönüştürerek onu ardında, hapishanede bırakır. Chiron zamanla bir uyuşturucu satıcısına dönüşerek hayata tutunabilmek için farklı biri gibi ortaya çıkmaktadır. Hatta bu konuda rolünü o kadar iyi oynar ki seyirci bile bu değişime inanmaya başlar. Toplumsal normlara bakıldığında bir erkek “katı”, korkusuz, yürekli ve heteroseksüel ilişkide fazlasıyla aktif olmalıdır. Bu tarz betimlemelerin arkasında kalan erkek toplum tarafından çok rahat bir şekilde yaftalanır. Tüm yaşamı boyunca bu tarzda dışlanmaktan bıkan Chiron, çözümü hiç olmadığı biri gibi hareket etmekte bulur ve toplumun ondan istediği erkek portresini kurgular. Yine de bu bir gelişme öyküsüdür ve Black, mavi yansımalarına tekrardan kavuşacaktır.

Siyah ve mavinin bale yaptığı Moonlight, Hollywood endüstrisinin o hep bildiğimiz orta sınıf, heteroseksüel, beyaz erkek öykülerinin zıttına gönderdiği alt sınıf, eş cinsel ve siyahi bir karakterin gelişme hikayesi olmasından da bu yılların önemli eserlerinden birisi olarak adlandırılabilir. Moonlight, kadrosundaki oyuncuların sergilediği performanslar, yönetmenin filmi yaparken işlediği renk ve su metaforları hem görsel hemde anlatım aktarımı bakımından oldukça güçlü bir film. Bu acıdan yapıma genel olarak bakıldığında izlenmesi gereken filmlerden birisi olarak görebiliriz.

Film için puanımız : 10 / 8

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir