Jackie (2016) Film İnceleme / Eleştiri

Film tam olarak seyirciyi diken üstünde tutarak paranoyaya sürüklemesi bakımından türünün iyi örneklerinden birisidir. JFK‘nın eşi “Jacqueline Kennedy“‘nin onun suikaste uğramasından sonra karakterinde belirmeye başlayan nevrotik ve kaotik ruh halini, yaşadığı gerilimleri o dönemin gelgitlerini filme aktarıyor. Larrain’in büyük olgunluğu ve Natalie Portman‘ın üstün performansı yapımı son derece üste çıkartıp feminist ve aynı zamanda politik sinema klasiğine çevirecek tarzda. 73. Venedik Film Festivalinden en iyi senaryo ve 41. Toronto Film Festivalinin de Platform yarışmasından gururla çıkmasını bildi.

John F.Kennedy’nin 1963 senesinde kendisine yapılan suikast neticesinde hayatını kaybetmesinin ardıdan Jacqueline Kennedy’nin bu suikastten tam bir hafta sonra LIFE magazin dergisiyle yaptığı röportajı kaynak alarak, kalbur üstü o suikast gününü ve cenaze planlamasını konu alıyor denilebilir. Olgunluğu ve zarafeti ile bilinen First Lady’nin yaşadığı o büyük travmayı, çocuklarını ve eşinden kalan mirasını koruması gelgitlerinden verdiği iç savaşı, yönetmen Pablo Larrin klasikleşmiş tarzda anlatmıyor seyirciye. Eğer yönetmen başka birisi olsa idi büyük bir ihtimal filme başka gözle bakılıp karar verilecekti. Zira filmin konusu daha önceden bir çok kere gördüğümüz, bildiğimiz ve okuduğumuz mevzular fakat yönetmen sayesinde sanki yeni ilk kez karşılaşıyormuşuz hissiyatı oluşuyor.

Aslında ilk önce Jackie’yi canlandıran Portman’dan bahsetmek gerekir. Portman bana göre sinema kariyeri içinde rol aldığı en zor ve en başarılı performansını bu filmde gösteriyor. “Black Swan” dan sonra bir daha öylesine zirve yapabileceği rol gelmez diyordum ama hatun oynayamayacağı bir karakter olmadığı açıkca göstermiş herkese. Hatta hiç abartmadan filmde ona eşlik eden Peter Sarsgaard ve Greta Gerwig gibi kaliteli isimleri bile gölgesinde bıraktığı söylenebilir. Eğer Jackie’nin gerçek görüntülerini gerçek hayattaki karakterini görürseniz Portman’ın rolünün hakkını sonuna kadar verdiğini görürsünüz. Gerçek Jackie’yi çok iyi analiz etmiş.

Filmde oyunculukların dışında kurgu, müzik ve sinematografi gibi kullanılan unsurlarda seyirciye çok iyi şekilde sunuluyor. Sebastián Sepúlveda, Larrin ile ikinci kez görev alıyor. Filmde de başarılı olduğu kurgunun gücünü sonuna kadar kullanmış. Yönetmenin diğer filmlerinden alışık olduğumuz seyircinin bunalmasına izin vermeyen paralel kurgu teknikleri bu filmde de çok zamanda ve yerinde kullanılmış.

Mica Levi‘nin (kendisini Under The Skin filminden biliyoruz) müzikleri film gerekli sahnelerinde kullanılara yapıma bir puan eklemede başarılı oluyor. Levi’nin kullandığı aykırı müzikler sanki bir gerilim filmi içindeymişiz gibi hissetmememiz sağlıyor. Anne, First Lady ve eş karakterleri arasıdna debelenen Jackie’nin kurgulanmış iç dünyasını başarılı kullanılan müzikler sayesinde izleyici de empati yapabiliyor.

Filmin başarılı noktalarından birisi de nerdeyse bütün Amerikan filmlerinde gördüğümüz o milliyetçi, kahramanlaştırma ya da Amerikan propagandasını gibi mevzulara girmeden gayet samimi ve cesur şekilde o dönemin günlerini aktarması oldu.

Filme 10/7 (7.5) veriyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir